- Geleneksel kahvaltimiz her ayin ilk pazar gunu saat 10:00'da okul yemekhanesinde yapilmaktadir. - Donem temsilcileri toplantisi her ayin son persembesi saat 19:00'da dernek merkezinde yapilmaktadir. - Universite grup toplantisi her ayin son Cuma'si saat 19:00'da GIMDER'de yapilmaktadir.

ALO BAĞIŞ

Telefon Numaramız:
0212 563 05 76
Hesap Numaramız:
Vakıflar Bankası Gaziosmanpaşa Şubesi
148 591 1710

Özel FM


Özel FM
Dinlemek için PLAY' e tıklayınız.

Moral FM


Moral FM
Dinlemek için PLAY' e tıklayınız.
Günün Hadis-i Şerifi
 
Bugün41
Dün79
Bu Hafta480
Bu Ay312
Toplam33410

Gazeteler

Hava Durumu

O´nu Devlet Engelledi PDF Yazdır e-Posta
gimder tarafından yazıldı   
Pazartesi, 17 Mayıs 2010 15:24

Musa Karakaya… O fiziksel olarak engelli olmasının yanı sıra sistemin hem eğitim de hem de iş hayatında önüne engeller çıkarmasıyla engellenmişliği artırılan biri. 4 yaşında yakalandığı kas erimesi nedeniyle tekerlekli sandalyeye mahkûm olan Karakaya bir imam-hatipli… Hem de okulunu birincilikle bitiren bir imam-hatipli. Küçük yaşta yakalandığı hastalığının ardından kendine “engel” koyarak okumamaya karar veren Karakaya, ilkokul öğretmeninin yönlendirmesiyle eğitimine devam etme kararı alıyor. O günden sonra engel nedir bilmeyen ve okulunu birincilikle bitiren Karakaya’nın önüne ilk engel katsayı sorunu ile birlikte çıkıyor. İstediği bölümü okuyamayan Karakaya Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü’nü bitiriyor fakat bu sefer de iş sektöründe yaşadığı zorluklarla dolu bir dönem onu bekliyor. Halini yazarak arz edebileceğini düşündüğünden olsa gerek her engeli bir cümle ile vuruyor, önüne dikilen setleri karakalemiyle çizip geçiyor Musa. Kendisi, ailesi ve yakında doğacak olan çocuğu için umudun adresi olan Musa Karakaya’nın “Lisan-ı Hal İle” isimli bir de kitabı bulunuyor. Buyurun gerisini kendisinden dinleyelim…

Kendinizden biraz bahseder misiniz?
20.05.1984’te Kayseri’de genetik bir hastalığa sahip olarak dünyaya geldim. Hastalığımın ilk teşhisi dört yaşında İstanbul Çapa Tıp Fakültesi’nde konuldu: (Miyopati) Kas Erimesi. Hastalığım hakkında bilgi vermem gerekirse, tedavisi mümkün olmayan, günbegün vücudunuzdaki kasların eridiği, yürüme, kollarınızı kaldırma gibi işlevlerinizi yitirmenize neden olan ve diğer insanlara %100 bağımlı yaşamanızı mecbur kılan bir hastalıktır. Şu an akülü tekerlekli sandalye kullanıyorum ve hayatımı ailemin yardımıyla sürdürüyorum.

İlkokul 4.sınıfa kadar zor da olsa okula yürüyerek gittim. 5.sınıftan itibaren sınıf arkadaşlarım ve ailemin desteğiyle manüel tekerlekli sandalye ile okuluma gidip geldim. Beni hayata bağlayan ve eğitim hayatımı sürdürme noktasında ikna eden ilkokul öğretmenim Osman YILMAZ oldu.

İlkokuldan sonra okumanızı sağlayan öğretmeniniz ne söyleyerek sizi ikna etti?

On yaşındaki bir çocuğun halet-i ruhiyesini düşünürseniz, yüreğinde kopan fırtınaların şiddetini az da olsa hissedersiniz. Nitekim ben de o yıllarda içe kapanmaya meyilliydim. Babamın “Eğitimine devam etmelisin” sözlerine hiç kulak asmıyordum. Babam bu durumumu öğretmenim Osman YILMAZ’a açmış. Bir gün dersteyken öğretmenimiz konuyu eğitim ve zorluklara getirdi. Derken sözü benim durumumla bağladı. Hani döverken okşamak deriz ya, aynen öyle. Okulu bıraktığımda ne yapacağımı, evde oturmakla ömrün bitmeyeceğini, imkânlarımı sonuna kadar kullanıp eğitimimi sürdürmem gerektiğini, engelimin başarılarımı etkilemeyeceğini ve daha fazlasını söyleyerek benden okumayı bırakmayacağıma dair söz verdirdi ve ben de söz verdim. İyi ki söz almış ve iyi ki söz vermişim.

Babamın tayininin çıkması nedeniyle Ankara/Kazan ilçesine taşındık. Ailenin tamamının İmam Hatip’li olması nedeniyle biz de tercihimizi bu yönde kullandık. 1995’te Ankara Kazan Fuat Erkmen İmam Hatip Lisesi’nin orta kısmına başladım. Babamın aynı okulda öğretmen olması en büyük avantajımdı. Sabah 8’de babam beni sırama kucağında getirir, akşam 3.40’da tekrar omzuna alır götürürdü. Bu şekilde ortaokulu okul dördüncüsü olarak tamamladım. Diğer okullara gitme imkânım hem engelim nedeniyle hem de İmam Hatib’i sevmem nedeniyle düşünülmedi ve eğitim hayatıma İmam Hatip’in lise kısmından devam ettim. 2001 yılında liseyi okul birincisi olarak bitirdim.

Okul hayatınızda yaşadığınız zorluklardan bahseder misiniz?

Üniversite sınavında İmam Hatip Liseleri’ne uygulanan katsayı nedeniyle istediğim bölüme giremedim, İlahiyat Fakültesi’ni puanım tutmasına rağmen tercih etmedim, şayet adaletli bir sistem söz konusu olsaydı, Hukuk Fakültesi’ne girebiliyordum. Tekrar üniversite sınavına hazırlanmayı düşündüm, lakin yaşadığım yerde o yıllarda dershane olmaması ve örgün öğretimi kazandığımda gidip-gelme sorunu nedeniyle Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü’nü tercih ettim ve 2005 yılında üniversite eğitimimi tamamladım. Maalesef ülkemizdeki çoğu okulda olduğu gibi benim okulumun fiziki şartları da bedensel engelli bir insan için uygun değildi. Bu nedenle babamın omzunda merdivenleri çıkabiliyor, akşama kadar sınıfın dışına çıkamıyor ve eve gidene kadar tuvalet ihtiyacımı karşılayamıyordum.

Bu zorluklarla nasıl baş ettiniz?

Engelli bir insansanız, hayatta başarılı olmak için normal insanların harcadığı gayretten daha fazla gayret sarf etmeniz ve daha fazla çalışmanız gerekiyor. Üstelik tek başınıza gayretiniz ve çalışmanız da yeterli değil. Ailenizin, öğretmenlerinizin, arkadaşlarınızın, çevrenizin size destek olması, olmazsa olmazlardan diyebilirim. Bu konuda Allah’ın lütuflarını saymakla bitiremem. Bana her konuda destek olan bir ailem var. Özellikle babam var, Allah beni cennetine kabul ederse “Babamı almadan girmem” diyecek kadar ona minnettarım. Öğretmenlerim, yeri geldi beni eve bıraktılar, yeri geldi evden okula götürdüler. Arkadaşlarım, ders kitaplarımı masamın üzerine çıkarmaktan tutun da, tekerlekli sandalyemle 1 km mesafe uzaklıktaki okuluma götürüp getirmekten hiç yüksünmediler. Aynı şekilde komşularımız… Kısaca bugün toplumla barışık, üniversite okumuş, çalışan, evli bir Musa varsa, bu başarı benden önce ailemin, öğretmenlerimin, arkadaşlarımın ve çevremin başarısıdır.

En büyük sorunu iş bulmada yaşadım. Zira devlet, engellileri KPSS sınavıyla değil kurumların açtığı Özürlü Memur Alım Sınavlarıyla istihdam ettiği için iş bulmam çok zor oldu. 2005’te Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun açtığı sınavı 178 kişi içerisinde kazanmama rağmen atamam yapılmadı. 2006’da Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Özürlü Memur Alım Sınavı’nı kazandım ve tayinim Konya’ya 180 km uzaklıkta bulunan Doğanhisar İlçesi’nin kırk basamaklı Merkez Camisi’ne müezzin olarak yapıldı. Üstelik akülü tekerlekli sandalye kullandığım bilinmesine rağmen! Engelli olmamı baştan beri bildikleri halde ve ailemin yardımı olmadan işe gidip gelemeyeceğimden haberdar olmalarına rağmen on ay tayinimi yapmayarak bana zorluk çıkardılar. Zorluk çıkaranların ise benim gibi İmam Hatip Lisesi okumuş insanlardan olması sanırım beni en fazla yıpratan imtihanımdı. Nihayet 2007 yılında tayinim Ankara’ya yapıldı ve halen çalışma hayatıma devam ediyorum. Kazan Kaymakamımıza giderek kendisinden beni Kazan İmam Hatip Lisesine görevlendirmesini talep ettim. Allah razı olsun bana yardımcı oldu ve şuan İmam Hatip Lisesinde çalışıyorum.

Mevcut durum içinde İmam-Hatiplilerin şimdisini ve geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Hiç şüphesiz 28 Şubat’ın o zulüm kokan yıllarını geride bıraktık. Geride bıraktık derken haksız uygulamalar bitti demiyorum ancak yumuşama eğilimleri güzel günlerin habercisi diye düşünüyorum. Nitekim YÖK’ün son katsayı kararı ile %78 oranında bir iyileşme görüldü, inşallah ilerde tam bir adalet sağlanacaktır. Başörtüsü zulmü ise, hukuksal anlamda savunulamayacak bir uygulama. Bir yandan insan hakları, inanç özgürlüğü deyip öbür tarafta başörtüsü zulmünü sürdüremezsiniz. Üniversitelerde Başörtüsü Bildirisi’ne imza atan akademisyenlerimizin fazlalığı da bu zulmün biteceği günün yakın olduğu kanısını uyandırıyor bende. İmam Hatiplerin geleceğinin şu andan daha güzel olacağına inanıyorum.

Diğer İmam-Hatip’li arkadaşlara önerileriniz var mı?

İmam Hatip’li kardeşlerim, her şeyden evvel şunu bilsinler ki; ”İmam Hatip’li olmak bir ayrıcalıktır.” Diğer okullarda elbette kaliteli eğitim verilebilir lakin dinimizin emirlerini, Peygamberimizin öğretilerini, O’nun örnek hayatını İmam Hatip Liseleri hariç hiçbir ortaöğretim okullarında öğrenemezsiniz. Bu sebeple tercihlerinin doğruluğundan şüphe etmesinler. Önerilerim; Hayata atıldıklarında da İmam Hatip’li olduklarını unutmasınlar, İmam Hatip’te öğrendiklerini yaşamlarına tatbik ederek toplumda örnek gösterilen, Mehmet Akif ERSOY’un ifadesiyle: “Asım nesli” olmaya çaba sarf etsinler. Nitekim Rahmetli Prof. Dr. Muhammed Hamidullah Hoca’nın “Bu devirde en güzel tebliğ, yaşayarak tebliğdir.” sözünü unutmasınlar. Ve son olarak; başörtüsü, katsayı zulmü gibi haksızlıklara rağmen mücadele ruhlarını kaybetmesinler. Engellere takılmasınlar ve asla yılmasınlar. Hem engelimle hem bu haksızlıklarla mücadele eden bir kardeşleri olarak naçizane önerimdir.

Yazmak, bir kitap yayınlamak düşüncesi nasıl oluştu? Kitapların devamı gelecek mi?

İmam Hatip Lisesinde okurken Edebiyat Öğretmenimin teşvikiyle Liseler arası Şiir, Kompozisyon yarışmalarına katılıyordum. Katıldığım her yarışmada dereceye giriyordum. O yıllarda yazmaya karşı bir hevesim oluştu. Zamanla çeşitli konularda denemeler yazmaya başladım, bazen bir hadis, bazen bir ayet, bazen toplumsal bir sorun üzerine. Engelli insanların sorunlarını hikâye üslubuyla anlatmayı, okuyan insanların empatiye yönelmesini ve bizleri daha iyi anlamasını istedim. Yazdığım 15 hikâye ve 15 hikâyenin ana temasını anlatan 15 karakalem çizimden oluşan bir kitap yazdım. Maalesef kitabımı bir yayınevinden çıkartma ikanım olmadı, bizde abim ile beraber kitabımızı bastırdık ve gelirini ihtiyaç sahibi engelli kardeşlerimize hediye ettik.

Kitapların devamının gelip gelmemesi öncelikle bir yayıneviyle çalışmanıza bağlı, çünkü her yazdığım kitap sonrası aynı sıkıntıyı çekeceğinizi düşünmek insanı olumlu etkilemiyor. Her şeye rağmen Rabbim nasip ederse yazmaya ve kitaplarıma devam etmek istiyorum.

Malumunuz bu hafta engelliler haftasıydı. Türkiye´de engellilerle ilgili gereken çalışmaların yapıldığına inanıyor musunuz? Sizin yaşadığınız sorunlar ve çözüm önerileriniz nelerdir?

Engelli olmak; Dalgalı bir okyanusta sabırla mücadele ederek, tefekkürü bir pusula olarak kullanarak, şükür kürekleriyle kıyıya çıkmak için yılmadan, azimle çalışmayı ve karaya ulaşmayı ifade ediyor. Elhamdülillah, İmam Hatip ruhu bana sabrı, şükrü ve tefekkürü çok güzel öğretti. Ülkemizde engellilere yönelik çalışmaların yeterli olmadığını düşünüyorum. Herşeyden evvel 8,5 milyonluk bir kitleden bahsediyoruz. Böylesi büyük bir topluluğun sıkıntılarını çözmeniz için çalışmaların bir merkezden yapılması gerekir, oysaki bizim ülkemizde 5 merkezin onayı gerekli. Ancak son yıllarda engelliler için güzel adımlar atıldığını da söylemeden geçemeyeceğim. Örneğin: Evde bakım aylığı, 2022 maaşının artırılması gibi… Engelli kardeşlerimizin en büyük sorunlarından bir tanesi de istihdam, maalesef devletimizde 38 bin engelli kadrosu hala boş duruyor.
Son Güncelleme: Pazartesi, 17 Mayıs 2010 15:26
 
 

Sizde reklam vermek istiyorsanız

bizimle iletişime geçin .